Almanya’da Aile Birleşimi 2

Almanya’da aile birleşimi adlı yazımızın ikinci kısmı ile kaldığımız yerden devam edelim. Birkaç soru cevaptan sonra sizlere yeni göç yasası hakkında da uzun ve detaylı bir sunum hazırladım. Umarım yeni yasa hakkında bu bilgiler sizi tatmin edecektir.

Peki ya vize alırken?

Aile birleşimi çerçevesinde vize için, yetkili yurtdışı temsilciliğine, başvuru saatleri içersinde pazartesi-cuma günleri saat 8.00 ile 12.00 arasında şahsen başvuruda bulunulması gerekmektedir.

Müracaat Formları başvuru esnasında verilmekte olup, müracaatçı tarafından şahsen doldurulmak zorundadır. Aile birleşimi müracaatı için aşağıdaki belgelerin hem asılları hem de fotokopileri gerekli Uluslararası Evlenme Kayıt Örneği (Formül B - Nüfus Müdürlüğünden) Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Nüfus Müdürlüğünden) T.C. Pasaportu (en az 1 yıl geçerli) 2 adet vesikalık resim
Gerek duyulması halinde, başka belgelerin de istenebileceğini lütfen göz önünde bulundurunuz. Yukarıda belirtilen belgelerin ibraz edilmiş olması, mutlaka vize verilmesini gerektirmemektedir.

Büyükelçilik, aşağıda belirtilen vize ücretleri dışında vize bölümünün bütün resmi işlemlerinin ücretsiz olduğunu, başvuru formlarının ücretsiz olarak verildiğini ve ayrıca dışarıdan bir büronun yardımına gerek olmadığını özellikle belirtir.

Aile birleşimi için vize ücretleri:

- Alman uyruklu eşler: ücretsiz
- Yabancı uyruklu eşler: 25,- Euro (müracaat esnasında 15,- Euro alınmakta olup, geri kalan 10,- Euro vize verildiğinde alınır)

Vize ücretleri yalnızca Euro olarak alınmaktadır.

Uyum Kursları

Sürekli olarak Almanya’da yaşayan yabancıların uyum sağlama çabaları, uyum kursları olarak adlandırılan kurslarla desteklenir. Kurslar, dil öğrenme imkânlarının yanı sıra yabancılara hukuki, tarihi ve kültürel bilgiler sunan bir yönlendirme kursunu kapsar. Uyum kurslarının gerçekleştirilmesinde bundan sonra, ‘talep ve teşvik etme’ ilkesine daha çok önem verilecektir. Yasada artık kursa başarılı bir şekilde katılma hedefi özellikle vurgulanmaktadır. Böylece bundan sonra giderek daha çok katılımcının sadece bir kursa gitmelerini değil kursu bir bitirme sınavına

girerek başarılı bir şekilde tamamlamalarını güvence altına almak amaçlanmaktadır. Devamsızlık durumunda belli bir yaptırım uygulanması konusunda da tek tip uygulama yolu seçilmiştir. Dolayısıyla kursa, „öngörülen şekilde” katılmama durumunda işsizlik parası (ALG II) yüzde 30 oranında kesilebilir. „Uyumu reddedenler” bunun ötesinde 1.000 Euro kadar para cezasına çarptırılabileceklerini hesaba katmak zorundalar.

Kalma Hakkı

Reformun can alıcı bir noktası, uzun yıllar müsamaha gösterilenler (hemen, hemen 180.000 kişi) için var olan ve ‘yıllanmış vaka düzenlemesi’ olarak adlandırılan uygulamadır. Müsamaha gösterilen kişiler, oturum statüsü olmayan ama gerçek ya da hukuki sebeplerden ötürü - örneğin, yabancının hangi ülke vatandaşı olduğu açıklık kazanmadığı için - sınır dışı edilemeyen kişilerdir. Eğer 1 Temmuz 2007 olarak belirlenen tarihe kadar en azından sekiz (yalnız yaşayanlar) ya da altı yıldır (yaşı reşit olmayan çocukları olan aileler) Almanya’da yaşıyor, geçimlerini kendileri sağlıyor, suç işlememiş ve Almanca biliyorlar ise kendilerine oturma hakkı verilmektedir. Geçimleri güvence altına alınmamışsa, kendilerine belli bir ‘deneme süresi’ için oturum izni verilmesi ve 2009 sonuna kadar iş bulmaları için zaman tanınması öngörülmektedir. Federal eyaletler ayrıca bu kişilere para yardımı yerine sadece ihtiyaç malzemesi olarak yapılan yardımı vermeye devam etmekte serbesttirler.

Almanya”da yürürlüğe giren tartışmalı Göç Yasası gereği Aile Birleşimi çerçevesinde ülkeye geleceklere uygulanacak dil sınavı ‘Okuma, Yazma, Anlama ve Duyma’ olmak üzere dört aşamadan oluşurken, adaylar, vize almadan önce yasa gereği tam 80 dakika sınava tabi tutulacak.

Almanya’da geçtiğimiz Ağustos ayında yürürlüğe giren göç yasası ile ilgili tartışmalar sürerken, yasa gereği aile birleşimi çerçevesinde Almanya’ya geleceklere uygulanacak dil sınavın nasıl olacağı açıklığa kavuştu. Federal hükümet, dil sınavına tabi ülkelerde bulunan dış temsilciliklerine ve bu ülkelerde bulunan Goethe Enstitüsüne dil sınavının nasıl yapılacağını ve hangi seviyede Almanca bilinmesi gerektiğini belirleyerek bildirdi.

Buna göre vize başvurusu yapan adayların, uzun yıllardan beri Almanya’da yetişkinlere yönelik düzenlenen ‘Start Deutsch A 1′ seviyesinde Almanca bilmesi zorunlu kılınıyor. Aile Birleşimi çerçevesinde Almanya’ya geleceklerin önce dört aşamalı sınavdan geçirileceği ortaya çıktı. Adaylar, Duyma, Okuma, Yazma ve Konuşma olmak üzere dört ayrı bölümden sınava tabi tutulacaklar.

80 dakikalık Sınav

Adaylar, öncelikle 20 dakika boyunca ‘Duyma’ bölümünden teks edilecekler. Sınavı yapan görevliler önlerindeki teksi okuyacaklar. Her teks en fazla iki kez okunacak. İki okumadan sonra adaya okunan konuyla ilgili sorular yöneltilecek. Bu bölüm için zorunlu sınav süresi ise 20 dakika olarak belirlendi. İkinci ve üçüncü aşama olan ‘Okuma ve Yazma’ için belirlenen sınav süresi ise tam 45 dakika. 45 dakika içinde vize başvurusu yapan adaylar verilen bölümü doğru okuyup yazmak zorundalar. Sınav süresi 15 dakika olarak belirlenen ‘Konuşma’ bölümünde ise kişiye kendisiyle ilgili sorular sorulacak ve belirlenen bir konu üzerinde sohbet edilecek. Toplam 80 dakika boyunca sınava tabi tutulan aday, sınavı başardığı taktirde diğer istenen koşulları da yerine getiriyorsa aile birleşimi çerçevesinde vize alarak Almanya’ya gelebilecek.

Sol Parti Federal Meclis milletvekili ve Partisinin Göç ve Uyum Politikaları Sözcüsü Sevim Dağdelen sınava karşı çıkarak şöyle dedi:

Bu Sınavı Kim Yapacak?

“Göç yasası tüm itirazlara ve karşı koymalara rağmen ayırımcı niteliklerle yürürlüğe girdi. Ailelerin birleşimine engel olması yönüyle insan haklarını ihlal eden bir yasa. Ayrıca sadece Türkiye’den gelenlere değil, Güney Amerika veya diğer ülkelerden gelenlerin de önüne engeller çıkarıyor. Sosyal Demokratlar ve CDU’lular çıkardıkları bu yasayla Almanya’nın itibarına zarar verdi. Sınava tabi olan örneğin Nikaragua’da Goethe Enstitüsü yok. Buradaki insanlar nasıl Almanca öğrenecek ve bunları kim sınava tabi tutacak. Ayrıca Hakkari’den insanlar Ankara’ya gelip sınava girecekler. Bu onlara ekonomik yük getirecek. Bu sınavı Almanya’da başarmak çok zor iken, başka ülkelerde yaşayanların başarmasını beklemek hangi akla ve mantığa sığar.”

Alman yanın artık yeni bir göç yasası var. Bu yasa göçmen derneklerinin, yabancıların ve Alman yanın vatandaşlığına geçen kimselerin tepkilerine rağmen çıkarıldı. Bu yasanın en büyük özelliği, çoksesliliğe, azınlık haklarına, siyasi ahlaka ve demokratik kültüre en ağır biçimde saldırması. Yasa uzun süredir Almanya’da yaşayan ve oturumu olmayan mültecilere belli şartlar altında kalma ve çalışma izni tanınmasını öngörürken, aile birleşimine yönelik kuralları sertleştiriyor.

Alman parlamentosu Bundestagtan geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Horst Köhlerin onayladığı yasa Almanya’da çalışan ve Türkiye’den evlenen biri eşini Almanya’ya getirmek isterse, eşi bir yıl boyunca Almanca kursuna gitmek ve sınavda başarılı olmak zorunda. Ayrıca yasaya göre uyum kurslarına katılmayan yabancılara yaptırım uygulanacak, Alman vatandaşlığına geçmek isteyen genç yabancılardan da gelir beyannamesi göstermeleri gerekecek.

Yeni yasa nedeniyle göçmen dernekleri hükümetin uyum zirvesine katılmadı. Türk dernekleri, yasanın ayrımcı ve baskıcı olduğuna dikkat çekiyorlar. Fakat Türklerin, protesto gösterisi düzenlemesi Şansölye Angela Merkeli rahatsız etti. Merkel, 2. Uyum Zirvesine katılmayan Türk kuruluşlarının tutumunu eleştirerek hükümete ültimatom verilemeyeceğini söyledi.

Şüphesiz Merkel, benzer bir yasayı Türkiye çıkarsaydı çok daha büyük tepki gösterirdi. Türkiye böyle bir yasa çıkarsaydı, o zaman Türkiye’nin gizli bir gündemi olduğunu, Ankara’nın amacının uyumu kolaylaştırmak değil, gizli bir asimilasyon politikası yürütmek olduğunu söylerdi. Eğer Türkiye böyle bir yasa çıkarsaydı, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri haklı olarak kopardı. Çünkü böyle bir yasaya imza atacak ülkenin hiçbir medeni değerin temsil edildiği bir zeminde kendisine yer bulamaması gerekirdi.

Bu yasanın anlamı - Almanya Türk Toplumu TGD Genel Başkanı Kenan Kolatın da isabetle belirttiği gibi- Brandenburgun yabancılar ile diyalog kapısını kapatması olarak görülebilir. Türkiye’de türlü dilin kamusal ve resmi zeminde konuşulmasını teşvik ederken, kendi ülkesinde yaşayanlara despotça vatandaş, Almanca konuş demekten ve hatta buna itiraz edenler için yaptırım hazırlamayı düşünmekten çekinmeyen Merkelin tutarlılık konusunda örnek gösterilmesi gerçekten çok zor.

Arkadaşlar bu gelişme şunu ortaya koymuştur; Merkelin istediği entegrasyon değildir. Merkelin hedefi asimilasyondur. Ayrıca yasanın zorunlu evliliklerin önlenmesi amacıyla değiştirilmesi insan haklarına açık bir saldırıdır. Diğer taraftan gerek Merkelin gerekse Alman yanın yabancılar politikasından sorumlu bakanı Maria Boehmerin Türk kuruluşlarının Uyum Zirvesini boykot etme kararını eleştirmesi ve hatta bunu ültimatom olarak tarif etmesi, demokratik açıdan yeterince olgun olmamaktır.
Boehmerin iddiasının aksine, boykot ne üslup ne de içerik açısından abartılı bir tavır değildir. Bu boykot ve onun arka planı, Türk derneklerinin değil, Alman hükümetinin ve sözüm ona uyum zirvesinin saygınlığının derecesini ortaya koymaktadır.

Kişilere zorla bir kültürün benimsetilmesi veyahut bir lisanın yaptırım korkusu ile ezberletilmesi bu çağa ait kavramlar değildir. Gerçekçi olmak gerekir ki, bu yasa gerçekte Türk düşmanlığı yasasıdır!

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Bakanı Armin Laschetin iddiasının aksine bu yasanın amacı asla, evlenerek Almanya’ya gelen kadınları güçlendirmek değildir. Göç uzmanı Dieter Oberndörferin şu yorumu çok önemli;

AB ülkesi vatandaşlarına böyle bir uygulama asla yapılamazdı! Almanya, dünya siyasetinin çok riskli bir döneminde ve çok tehlikeli süreçlerin kesiştiği bir evrede, tarihi ve kültürüyle maalesef çok uyumlu bir yasa çıkardı. Hâlbuki yaşlanan Alman yanın kendi ülkesinde yaşayan yabancıların değilse dahi, Avrupa Konseyinin bazı uyarılarını önemsemesi ve dikkate alması gerekirdi. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği, Almanya’dan ırkçılık ve yabancı düşmanlığını sadece neo-nazi ve aşırı sağcı grupların eylemleri olarak değil, toplumun tüm katmanlarını etkileyen bir sorun olarak ele almasını istiyor. Yani Konsey, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının ve faşizmin Almanya’da istisna olmadığını, toplumun bir kesiminden kaynaklanmadığını ve bütün Alman yanın ortak sorunu olduğunu söylüyor. Hatta Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği tarafından hazırlanan raporda, açık bir dille, Almanya’dan bir göç ülkesi olduğunu kabullenmesi ve göçmenleri toplum için zenginlik olarak algılaması talep ediliyor.

Raporun bu diplomatik ifade ile anlatmaya çalıştığı şey aslında çok basit; Almanya saf kültürün ülkesi olmadığını ve aksine bir göç ülkesi olduğunu kabul etmeli. Ayrıca Almanya göçmenleri düşman veya tehdit olarak algılamamalı ve farklılıkların zenginlik olduğunu anlamalı!…

Raporu yazan Konseyin insan hakları komiseri, İsveçli Thomas Hammerbergin kelimeleri ile yabancıların topluma olumlu katkılarının Alman devleti tarafından resmen tanınması gerekiyor. Zaten diplomatik metinlerde daha doğrudan ifadeler de kullanılamıyor. Aslında bütün bu olup-bitenlerde bir gariplik yok. Çünkü Almanya’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, halkın yaklaşık %35inin Almanya’da işsizliğin artması durumunda yabancıların sınır dışı edilmesini istediği biliniyor. Bu durumda faşistlerin Türken Raus - Türkler Dışarı- sloganının toplumdaki desteğinin %35 olduğunu ispat ediyor.

Okullarda Türkçenin kullanımının ve Türklerin dini haklarının giderek sınırlandığı Almanya’da da zaten bundan farklı gelişme umulamazdı. İnsanlara vicdan testi uygulayan ve herkesin eleştirdiği papanın Türklerin ve Müslümanların aleyhindeki beyanatının arkasında durduğunu açıkça ortaya koyan bir ülkede, aksi bir durum şaşırtıcı olabilirdi. Aynı rapora göre, 2005 yılında Almanya&da aşırı sağcıların düzenlediği ırkçı eylem sayısı 15.000i aştı ve bu rakam 2006da %30 arttı. Bunun anlamı Almanya’da her gün 54-55 faşist saldırının yaşandığından başka bir şey olamaz.

Ama bence Merkele göre ültimatom, ırkçıların her gün 54-55 defa yasaları çiğnemesi ve o ülkenin himayesinde korunması gereken insanların saldırılara hedef olması değil, Türklerin kendilerine yönelik hazırlanan bir baskı yasasına demokratik hakları uyarınca tepki göstermeleri. Evet arkadaşlar artık bu konu üzerinde anlatılabilinecek ne kaldı bilmiyorum. Sizin merak ettiğiniz sorular olursa her zaman cevaplamaya hazırım.

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Konuya yapılan yorumları Buradan okuyabilir veya Bu linki kullanarak herhangi bir Rss aracı ile yorumları takip edebilirsiniz.

Yorumlar

Hocam bayrak hiç hoş durmamış. Bayrak yerine daha farklı bir şey olabilirdi.

@deliemin;

Bu bayrağın anlamını biliyormusunuz acaba? Bu bayrak Almanya’da yaşayan Türkleri temsil eder ve Almanya’da doğan ve büyüyen Türkler tarafından evlerinde asılır. Yanlış anlaşılacak kötü bir durum yok ortada bence :)

Volkan abi valla sayende bir kaç şey öğreniyoruz ayrıca deli emin bayrakta art niyet göremedim biraz konu dışı olacak ama kedi ile köpeğin birleşiminden yavru doğdu buda alman-türk birleşmesi kötü Durum yok bence

@turklerklani;

Bu konuda bilgilenmek isteyen arkadaşlar için yardımcı olduysa ne mutlu bize. Deli emin arkadaşımızın da aslında art niyetle düşünmediğini ve yapmış olduğum küçük açıklamadan sonra durumu anladığını düşünüyorum.

ben evlı ve bır cocugu olan ama daha 1 aylık cocugunu gorememıs olan bır vatandasim benım esımın yanın da ollmam ıcın neler yapmam gerekıyor

@ulaş Bey;
Gerekli bilgileri bir önce ki yazımızda anlatmıştım. Oradan yararlanabilirsiniz. Ama farklı sorunlar varsa yöneltin lütfen elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım. Yaşadığınız zorlukları ve sıkıntıları yazabilirsiniz. Zaten şuana kadar bir gelişme kaydetmiş olmanız gerekir. Mesela eşiniz Alman vatandaşımı ya da daha sonradan mı Alma vatandaşı oldu yoksa doğuştan mı? Bunlar hep buraya gelmenize artı veya eksi etkenler. Konuyu biraz daha açmanız gerekecek.

Saygılar.

benimde almanyada hem anne hem baba taraflı akrabalarım var her gelişlerinde anlatırlar oraları bazen içimden bende onlarla gideyim yıllığına sonra geri geleyim diyorum ama ailemi bırakamıyorum :) frankfrt münih köln 3 şehirde yaşıyorlar oralar nasıl volkan abi son zamanlarda neo nazi gibi birşeyler duydum ama :)

@turklerklani

Bence yanlış düşünüyorsun. :D Bahsetmiş olduğun üç şehirde Almanya’nın en güzel yerleri. Ben her zaman diyorum herkes imkanı olunca hayatında en az bir kere yurtdışına çıkmalı. İnsanın hem hayata hem dünyaya hem de Türkiye’ye bakış açısı değişiyor.

Sevgili kardeşim Almanya bana göre güzel bir Ülke ama burada ortamın yok ise buraya alışmak ve burada yaşamak biraz işkence haline dönüşüyor. Neo Nazi olayına gelince bizlik bir durum yok. Benim oturduğum yerde bir tane yabancı uyruklu insanda yok zaten. Arada bir esiyorlar işte. Her zaman beklerim Ben Dortmund’dayım. Çık gel dostum kapım açık.

valla yazın basketbol için tau ceremicaya gidiyorum oradan dönüşte bende çok isterim abi işte eğer tauda kalırsam Türkiye ye dönmüyorum :D ispanyada basketbola devam ederim ki o zaman Almanya işim kolaylaşır senide görmeyi isterim yani abi

slm abi ben ulaş benım bır cocugum oldu suan 38 gunluk benım almanca oyrenmem şatrmı

eşim alman vatandaşlıgına 2 sene önce gectı ben sınav ve oyrenım ıcın ıstanula goc etmek zorunda kaldım hazıranda sınav var 2 ayadan berı kursa gıdıyorum gothe benım gıbı goç etmiş cok arkadasım var bu neden kalmıyor neden kalkması ıcın care aranmıyor

Ulaş;
Seni anlıyorum. Bu sistemin kalkması için emin ol mücadele veriliyor. Ama Almanya’nın artık açık bir politikası var. ”Herkesi istemiyoruz”Bunu aşmak şimdilik zor. Birde şöyle birşey var eşin Alman vatandaşı ise ve çocuğunda varsa sana ekstra farklılar doğuyor. Mesela eşi doğuştan Alman vatandaşı olan Türkler böyle bir sınava tabi tutulmadan drekt Almanya’ya gelebiliyorlar.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)